Nereye Bakıyoruz

Ne Görüyoruz?

Tüm konularda olduğu gibi gelişim konularında da çağın bilgi kirliliğine maruz kalıyoruz. Bilinçaltımıza kodlanan sloganlardan başımız dönüp duruyor. Yapabilirsin! O yaptı sen de yapabilirsin! Kazanabilirsin! Daha çok kazanabilirsin! Daha yüksek mevkilere, daha büyük başarılara ulaşabilirsin! Sen her şeysin! Sen eşsizsin!  Her şeye sahip olabilirsin! Daha çok iste, daha hızlı koş, daha çabuk yap, daha çok çalış, daha çok yüksel, para senin de hakkın daha çoğunu iste. Ya da” Şekerim, görüyorsun senin sorunun ego. Egonu yık! Egonu yok et, tüm sorunlar çözülür”

Sonuç mu? Bir türlü gelemeyen yada geldiğinde de yanında doyumsuzluğu getiren para, başarı, birincilikler……ve uyumsuzluk. Çağımızın hastalıkları,  huzursuzluk, başarısızlık korkusu, ikiyüzlülük, tatminsizlik, değersizlik, saldırganlık, anksiyete ve depresyon. Cezamız mı? Yabancılaşma,  anlamsızlık,  yitirilmiş öz saygı. Evrenin cezaları mı? O daha büyük. Varoluş krizleri. Sahip ol ya da olma ruhundan kazıyamadığın güvensizlik. Özgürleşememe. Ölüm korkusu. Dehşet duygusu.

 Oysa ki, yaşadığımız gezegenle uyumlu, sade, tüketimden ve rekabetten değil de insani değerlerden, barıştan, adaletten, şefkat ve merhametten beslenen bireyler oluşturamadığımız sürece huzuru ve mutluluğu yakalamamız imkansız gibi görünüyor.

Sorularımız ise çok fazla…

Kimler bizi kendimizle birlikte tüm gezegeni tüketmeye doğru iteliyor? Kimler bilerek ya da bilmeyerek, moda akımlardan, ego oyunlarından,  sahip olmaktan ve tüketmekten beslenen tek tip insan yaratma senaryosunun bilinçli ya da bilinçsiz bir parçası? Kimler farklılıklarımızın yarattığı zenginliklere düşman?  Ve kimler farklılıklarımızı aşağılıyor, aşağılatıyor? Kimler bireyleşme adına, bizi mahallemizin, ülkemizin ya da gezegenimizin insanlarına, evrene ve hatta kendimize yabancılaştırma projesine bilerek ya da bilmeyerek hizmet ediyor?  Bu yabancılaşmadan kim kazanıyor? Ve kim kaybediyor?

Belki çoğumuz farklı olmakla özel olmak arasında ki farkı bilmiyoruz. Farklılık yaradılışın bize sunduğu bir zenginlik, bir armağandır. Özel olmak ise statü etki ve güç arayışıdır. Evet hepimiz farklı ve benzersiziz. Ve hepimiz evrenin farklı bir tonunun yansımasıyız. Ama hiç birimiz özel değiliz,  özel de olamayız. Yalnızca farklılıklarımızı kullanarak insanlık adına özel bir şey yapabiliriz. Çünkü, özel olmak egonun arzusudur. Özel bir şey yaratmak ise ruhumuzla ilgilidir. Ego ölür. Zaman ve mekan kendi  içinde onu eritip yok eder. Ama ruhun izleri yarattıklarıyla sonsuza kadar yaşar.

Çünkü, her birimiz evren gibi muhteşem bir bütünün “sadece” bir parçasıyız.  “Sadece” bir parça olmanın gerçek anlamı bize egomuzdan dolayı başlangıçta acı verebilir. Ama tercihimizi güç ve etki arayışımızı körükleyen maddeci düzenin yorucu, ezici, kırıcı, tatminsiz, rekabetçi ve çaresizlikle dolu “özel bir bireyi” olmakla; Şefkatin, adaletin, onurun, barışın ve kendi doğamızdan gelen güzelliği içinde barındıran evrenin, “sadece”  bir parçası olmak arasında yaptığımızı unutmayın. Hangisi huzur, güven ve sevgi dolu? Siz karar verin.

Oysa ki,  iyileşmek tamamen bizim elimizde ve bazan yaşamın farklı yönlerini gösteren yeni bir gözlük edinmek kadar kolay, bazen de yıllar süren çaba ve sabır gerektirebilir.  Ama çözüm neyi ve nasıl değiştireceğimize değil, değişmek için gönüllü olup olmadığımıza bağlı.

 

Eğer gönüllüyseniz, sizi yiyip bitiren endişelerden, korkulardan, sebebini bir türlü anlayamadığınız  saplantılardan kurtulmak istiyorsanız, biz buradayız.  Zaten hepimiz aynı yolun yolcusuyuz. Farklılığız olsa olsa, bu konular üzerinde biraz daha fazla eğitim almaktan, belki de yolun bir kısmını daha önce yürümüş olmaktan geliyor…..

  • Facebook - Beyaz Çember
  • Instagram - Beyaz Çember

0312 215 95 59

0532 692 04 65

Bişkek Caddesi 37/2

Emek, Ankara